Çibörek, Eskişehir’in en tanınan lezzetlerinden biri olsa da kökenini kente yerleşen Kırım Tatar topluluklarının mutfak kültüründen alır. Göçle taşınan bir yemek olarak zaman içinde Eskişehir’in gündelik yaşamına, kent hafızasına ve gastronomi kimliğine yerleşmiş; bugün şehrin simgesel tatlarından biri haline gelmiştir. Bazı kaynaklarda ve tarihsel kullanımlarda “Çibörek”, “Çiberek” veya Kırım Tatar geleneğindeki özgün biçimine yakın olarak “Şırbörek” adlarıyla da anılır.
Geleneksel çibörek; ince açılmış hamurun içerisine kıyma, soğan ve baharat karışımı yerleştirilerek yarım ay biçiminde kapatılması ve kızgın yağda kısa sürede pişirilmesiyle hazırlanır. İnce hamur yapısı ve iç harcın bıraktığı sulu doku, çiböreğin karakterini oluşturan temel unsurlardır. Günümüzde peynirli, patatesli veya mantarlı çeşitleri bulunsa da geleneksel tarif kıymalı olarak kabul edilir.
Çibörek çoğunlukla sıcak servis edilir ve özellikle ayran ile birlikte tüketilir. Eskişehir’de yalnızca bir yemek değil; ziyaret deneyiminin parçası, kentle özdeşleşmiş bir gastronomi durağı olarak değerlendirilir. Kent merkezinde uzun yıllardır bu geleneği sürdüren restoranlar ve aile işletmeleri, çiböreğin kuşaklar boyunca aktarılan üretim bilgisini yaşatmaya devam etmektedir.
Etnografik açıdan çibörek, Kırım Tatar topluluklarının göçle birlikte taşıdığı kültürel belleğin sofradaki karşılıklarından biridir. Gastronomik açıdan ise Eskişehir’in yerel kimliğini temsil eden, göç ve mutfak ilişkisini görünür kılan en güçlü örneklerden biri olarak öne çıkar.