Eskişehir mutfağının göçle şekillenen karakterini en iyi yansıtan lezzetlerden biri olan Kıygaşa, kente yerleşen Kırım Tatar topluluklarının mutfak mirasıyla günümüze ulaşan geleneksel bir hamur işidir. Bazı bölgelerde ve aile tariflerinde Keşmeşe adıyla da bilinen bu yemek, yalnızca bir yiyecek değil; paylaşım, komşuluk ve toplumsal birliktelikle ilişkilendirilen yerel bir mutfak geleneğinin temsilcisidir.
Kıygaşa’nın temelini mayalı hamur oluşturur. Geleneksel uygulamalarda un, su veya süt, maya ve tuzla hazırlanan hamurun içerisine çörek otu eklenir; bazı tariflerde ise kıymalı iç harç da kullanılır. Hamur dinlendirildikten sonra küçük parçalar halinde şekillendirilir ve bol yağda kızartılarak hazırlanır. Geleneksel anlatımlarda pişirme için “şöyün kazan” olarak adlandırılan dökme demir kazanların kullanılması, yemeğin karakteristik unsurlarından biri olarak aktarılır.
İlk bakışta pişiyi andırsa da Kıygaşa’yı benzer kızarmış hamur işlerinden ayıran nokta, mayalı yapısı, çörek otu aroması ve kültürel kullanım biçimidir. Bazı uygulamalarda ortası hafif açılarak hazırlanması ve küçük parçalar halinde servis edilmesi de geleneksel sunumun parçası kabul edilir.
Kıygaşa çoğunlukla kahvaltılarda, gün içi ikramlarında ve özel gün sofralarında tüketilir. Ancak bu yemeği Eskişehir mutfağı içinde özel kılan unsur, arife ve kandil günlerinde hazırlanarak komşulara dağıtılmasıdır. Bu gelenek sayesinde yemek yalnızca sofrada değil, sosyal ilişkiler içinde de anlam kazanır. Dağıtım sırasında çocukların sürece dahil olması ve karşılıklı ikram kültürü, Kıygaşa’yı güçlü bir etnografik değer haline getirir.
Gastronomik açıdan değerlendirildiğinde Kıygaşa; sade malzemelerle yüksek karakter oluşturan, göç mutfağı ile yerel yaşamı buluşturan ve Eskişehir’in çok katmanlı mutfak kimliğini görünür kılan geleneksel lezzetler arasında yer alır.